Kadıköy de Galibiyet Göremeyenlere Yenisini Ekleyin
22.10.2015

Yine Bir maç sonu ve tarihinde ilk kez Ajax bir Türk takımına mağlup oluyor ancak mağlubiyetten öte konuşulması gereken çok şey var çok. Hele hele sabah derse gidecek benim bu gece uyumayacağım düşünülürse bu sevinçle size düşen sonuna kadar okumak.

Çok değil Pazar günü sahada gezinen, yürüyen ve hatta üflesen yıkılacak bir Fenerbahçe vardı hepinizin malumu. Maç bitiminde öyle bir yazı yazdım ki gülenler, alay edenler, dalga geçenler ve çıkar artık şu at gözlüklerini diyenler oldu. Çünkü ben takımdaki ışığı ve potansiyeli görüyordum. Nitekim bu ışık bu maçta çıktı ortaya ama tam çıkmadı! Emin olun Pazar günkü derbide bu takım çok daha fazlasını yapacak ve ortalığı kasıp kavuracaktır. Hala bana inanmayan varsa Pazar günü maç sonrasındaki yazımı bir kez okuyun ve tespitlerimi ve gönlümden geçenleri bir kez okuyun.

Gelelim maça. Daha doğrusu doğrulara ve yanlışlara…

Uzun zaman sonra sahalara dönen Gökhan Gönül’den midir şu yaklaşık 3 aydır sahada olmayan, attığı ortalar isabet etmeyen, bırak isabet etmeyi altı pasa açtığı ortayı ulaştırmaya gücü yetmeyen Caner Erkin bu maç yeniden doğmuş gibiydi. Her iki kanadın da “Otoban” olarak işleyeceğini Pazar günkü yazımda belirtmiştim hatırlarsınız. Bugün sağ ve sol öyle bir otoban oldu ki, gelecek maçların sinyali verildi, bilmem farkında mısınız? Konuyu dağıtmadan artılara ve eksilere geçmek istiyorum;

Forvette formda ve rakibe göre sarsılmaz bir efsane olan ve Hollanda futbolunu bilen ve ayrıca avrupa kupalarında tecrübesi yüksek olan Van Persie ile başlanması bence büyük bir artı ve doğruydu. Van Persie’nin ileri hatta yer alması, yer becerisi çok iyi ancak gözlemlediğim pres manasında katkısının yeterli olmadığı ve top rakibe geçtiğinde yürüye yürüye pozisyon alması büyük eksisi idi ancak belki de bu taktiksel bir seçimdir dediğim anda ikinci yarı oyuna giren Fernandao da aynı şeyleri yaptı. Bu taktiksel bir uygulama imiş görülen o ki ama bu presleri koşarak ve etkili yapmaya başlarsa zaten ortalıkta dolaşan Barcelona iddiası devre arasında 20-30 Milyon Eurolarla gerçekleşebilir, demedi demeyin! Hele hele yavaş diye bildiğimiz Fernandao, rakibi yoran Van Persie’den sonra oyuna girdiğinde bu şekilde top saklamaya ve biraz da son vuruş becerisinde böyle şanslara sahip olursa çok güzel bir şekilde hücum hattına güvenip maçlar izleyeceğimizden eminim.

Sağda Nani ve solda Markovic’in olması çok ama çok büyük şans. Hele ki Nani’nin sakatlığının geçip bu maçta oynamış olması da ayrı bir sevinç kaynağı ancak dikkatimi çeken boş alanlar için can atan, çıldıran Nani ve Markovic’e neden bu şansları oluşturamadık? Diego olsun Josep olsun Topal olsun neden topu sağ ya da sol da boş alanlara aktaramıyorlar? Üstelik Caner ve Gökhan işini son derece iyi yaparken ve kanatları otobana çevirirken. Bu sorun da çözüldüğü vakit zaten maçlar çözümlenecektir, pozisyonlar üretilecektir ve artacaktır o ayrı mesele ancak şu an için bu iki oyuncunun da potansiyellerini sahaya yansıtmaları için bu şart. Fakat yine de her iki oyuncunun da savunmaya yardımları, hücum presleri ve akılcıl oyunları beni çok mutlu etti. Bu oyunu Pazar günü öyle yapmalılar ki efsane bir oyun sergileyip bu taraftarın gönlünde sarsılmaz tahtlarını sağlamlaştırmalılar.

Orta sahada Topal-Josep-Diego üçlüsü gayet yerinde bir karar. Bakıyorum 4 gündür basında almış bir “Josep ve Topal yan yana oynamaz” sözleri. Yahu neden oynamaz diyorum “Fenerbahçe hücum takımıdır, orta saha böyle olursa defansif olur kadro” diyorlar. Güldürmeyin insanı kardeşim güldürmeyin! Kaç kişilik bir hücum takımı olacak? 10 kişi hücum edip 6 Kasım 2002 deki 6 yiyen takım gibi mi olmamızı istiyorsunuz? Hücumcu yokmuş gibi konuşanlara şunları hatırlatmak isterim; sağda Gökhan, Markovic solda Cane, Nani ortada Diego ve Van Persie neredeyse her atakta hücumu kollarken, ortalar yavaş yavaş isabetlenmeye başlamışken, bir de ceza sahası dışından atılan şutlar isabet olarak artmaya başlamışken başka ne olacaktı? Farkında mısınız bilmem ama Josep ve Topal hariç 6 hücumcu ile oynuyor bu takım, duran toplar hariç! Josep’in yerine Ozan da oynasa, Alper de oynasa orta sahayı kaybederiz ve gelen her takımdan 3-5 yiyen bir takım haline geliriz. 6 ile 7 arasındaki fark budur işte. Üstelik bu iki oyuncu maç başına toplam 20 top çalma ile oynuyorlar bilmem görüyor mu bu arkadaşlar. Bu bir komplo ve bu bir tuzak gibi geliyor bana ve sizi şiddetle uyarıyorum bunlara kanmayın! Ama sen falanca hocadan daha mı iyi bileceksin derseniz, öyle bir şey demiyorum ama sizi düşünmeye sevk ediyorum hepsi bu. Ancak Josep ve Topal bugün kayıp oynadılar o bir gerçek. Hele ilk yarı gerçekten ikisi de görev yerlerini pek belli etmediler, nerede idiler pek görünmediler gibi ancak çok top kazandılar el altından. Mehmet Topal’a boşuna örümcek denmediği çıktı ortaya. Sanırım Josep’in de lakabı “Hayalet” olacak bu gidişle. Dikkatle seyredin her maç ikisi toplam 20 civarı top çalma ile oynuyorlar.

Gelelim defansa. Kjaer alındığında bu kadar eder mi dendi, Kjaer birkaç maç sinirden gitti kart gördü ve Bruno Alves ile işin doğrusu kan uyuşmayınca eleştiriler hat safhaya geldi. Hazırlık maçlarında güven zedeleyen Ba ise korkuta korkuta kadroya girdiği zamanlarda bu takım maçlarda gol yemez hale geldi. Bugün sanırım açık kanalda izlediğiniz maç sonucunda hepiniz “Maçın adamı Ba” demişsinizdir. İşte Ba bu, fakat şans da gayet yanında Pazar günkü yazıyı dikkatle okuduysanız orada da belirttim. Fakat bu şansın da ötesinde gerçekten güzel bir oyun. Müdahaleler, top kesmeler, hava toplarındaki etkinlik ve yürekten oynanan maçlar. Maçın adamı bence de kuşkusuz Ba’dır. Kjaer’in görev yükünü hafifleten de, rakibin etkili ataklarını başlamadan kesen de, savunmaya güven veren de, Caner ve Gökhan’ın da bazı kestiği topları göz önüne aldığımızda gerçekten seneye bonservisini aldıracak gibi duruyor. Bu ikili derbide de bozulmayacak ve bence maç kadrosu Volkan eklenerek değişecektir ki bu kadroda bulunan herkes hak ediyor bunu.

Son olarak da oyuna sonradan giren Ozan’a yüklenen, daha doğrusu maçta gelmeyen golden dolayı gerilip ona patlayan taraftara da tavsiye vermeme gerek yoktur sabır için. Bu çocuklar geleceğimiz. Hasan Ali geleceğimiz, Salih geleceğimiz, Alper geleceğimiz. Van Persie’yi 3 sene izleriz 5 sene izleriz ama bu çocuklar…

Maça öyle bir başladık ki arka arkaya pozisyonlar bulurken bir taraftan da defansta uyanık kalıp rakibin şapkadan tavşan çıkartmasına izin vermedik. Gökhan ve Caner’in isyan edercesine her pozisyon kovaladıkları kanat atakları da buna eklenince bence seyir zevki yüksek bir maç oldu. İlk dakikalarda golü bulabilse idik, hele ki Van Persie golü bulsa skor çok değişik olabilirdi. Fakat bu olmasa da Kayseri maçının tam tersi, hırslı, istekli ve basan bir Fenerbahçe vardı. Üstelik o kadar açık vermişken, Gökhan ve Caner’in alanları boşalırken dahi 1 pozisyon verdi sadece. Üstelik bir yan topta Kjaer ve Van Persie topa dokunmasa dahi gol olacağa benzer bir atağımız vardı, çizgiden çıkartılan top, Diego’nun ortasında elle oynama var ancak hakemin en büyük hataları faullerdeki adaletsizliği idi. Dokunmadan düşen oyuncular yüzünden kanatlardan yediğimiz duran toplardan birinde idi rakibin tek pozisyonu ki o da Fabiano çıkardı, Ba kornere attı hepsi bu. Fakat samimiyetle söylüyorum ki hakem hata yapmadı faullerde, yanlı davrandı! Bana öyle geldi açıkçası dokunmadan rakibin aldığı faullerden sonra. Fakat genel olarak skora etki eden bir hatası olmadı hakemin.

Bu arada belirtmekte fayda var maçta gol pozisyonunda 7-1 üstünlüğümüz var ve şutlarda 19 (07) – 6 (2) üstünlüğümüz mevcut. Burada istatistik veriler pek önem arz etmez ancak attığımız gol de şansa atılan bir goldü. İşte bu yüzden yan toplara biraz daha önem vermeli, kornerleri ve duran topları etkili bir silah haline getirmeliyiz.

Bir de dakika 60 dan sonra 70 den sonra Fenerbahçe fizik olarak düşüyor diyenler el kaldırabilir mi aceba? Bugün 90+ lara kadar maçı kovalayan ve söylediğim gibi kondisyonunu %70 lere çıkartan bu takımın %100 kondisyonla oynayacağı maçları görmeye can atıyorum. Çok güzel bir gece, güzel bir skor daha doğrusu çok avantajlı bir skor. Bir sonraki maçta alınacak olan puan ya da puanlardan sonra Celtic’i kendi evimizde de mağlup edersek son maça belki de gruptan çıkmayı garantileyen Molde ile deplasmanda formalite maçı oynayacağız. Şu an şans bizden yana ve her şey elimizde. Umarım deplasmandaki Ajax maçından puan ya da puanlar alırız.

Bu arada Frank De Boor ülkemizde oynarken “Kadıköy de galibiyet göremeden” ülkemizden ayrılmıştı. Kusura bakmasın tarife biraz gecikmeli oldu ancak o da artık “Kadıköy de galibiyet göremeyenler” serisine eklendi. Mutlu geceler Fenerbahçenin Büyük Taraftarı, Pazar günü tekrar mutlu şekilde buluşmak ümidiyle…

En Son Haberler
Fenerbahçe'ye transferde dev rakip!
Volkan Demirel: 'Bence Altay kaleyi hemen alamaz'
Fenerbahçe'den Szalai yalanlaması
Konferans Ligi’nde Fenerbahçe'nin işi zor olacak
Fenerbahçe'de İlk rota golcü
Fenerbahçe bir var bir yok!
Mesut Özil'in menajerinden Ali Koç'a sert sözler
Fenerbahçe'ye Mesut Özil'den müjdeli haber!
Gelecek maçımız
Göztepe
Fenerbahçe
29.11.2021 | 20:00
FenerKolik Resmi Web Sitesi © 2013-2020 - Tüm Hakları Saklıdır.
by Serkan Acar

Anasayfa    FB TV    Ekip başvurusu    İletişim    Reklam

Feneronline
24 Saat Futbol