Hayatı boyunca pes eden bir karaktere sahip olmadığının altını çizen Saran, “Ben çok mücadeleci bir insanım, kolay pes etmedim hayatım boyunca. 5 ay konuşmadan geldik geçen hafta konuştuysak demek ki bizde duruma göre reaksiyon gösteriyoruz. Senelerce bağırmalar oldu bir faydasını gördüğümüzü düşünmüyorum. Bağırmak taraftarı rahatlatıyor ama çok sonuç vermiyor. Biz daha çok sonuç odaklı çalışıyoruz.“ ifadelerini kullandı.
Sadettin Saran, transfer dönemine de değinerek, “En-Nesyri bize sürpriz oldu Afrika Kupası'ndan dönünce. Duran, Sidiki ile devam ederiz dedik. Fakat Duran, Bükreş maçında öyle bir şey yapınca eyvah dedik. Bir sürü insanla konuştuk. Devre arasında transfer yapmak çok zor. Varsa bir hata benim hatam, alınamadıysa ben alamadım. Kimsenin bir eksiği yok. Ben geldiğimiz noktadan memnunum. Bizim birinci önceliğimiz orta sahaydı. Ben kendim Lookman'ı istedim ama olmadı. Sörloth ile görüşüldü, başka isimler vardı ama onlar ‘Mayısta geliriz, şimdi gelemeyiz’ dediler. Darwin Nunez de görüştüklerimizden bir tanesiydi.“ değerlendirmesinde bulundu.
Her işi ehline vermeye çalıştığını anlatan Saran, transferler konusunu ekip olarak görüştüklerini ve Domenico Tedesco'nun kararıyla hareket ettiklerini de dile getirdi.
Hiçbir maçın kolay olmadığını hatırlatan Saran, sakat oyuncular konusunda ise Nelson Semedo dışındaki isimlerin milli arada takıma dönmesini planladıklarını belirtti.
Taraftara kalan 9 hafta ile ilgili mesaj veren Saran, “Dokuz hafta rica ediyoruz. En-Nesyri'de yaşadığımız gibi. Dzeko ve Tadic geçen sene buruk gittiler. Olan oldu ama şu 9 haftada takıma destek istiyoruz. Eğer şampiyon olacaksak bu sadece oyuncularla değil taraftarımızın da desteğiyle. Beni eleştirebilirsiniz, tüm eleştirilere açığım ama bu takıma 9 hafta hep birlikte inanıp, destek olmalıyız.” ifadelerini kullandı.
Saran, ekonomik anlamda Türk kulüplerinin kurtuluş reçetesini ise şöyle değerlendirerek sözlerini tamamladı:
“Bizde yapılanmamızı Bodo Glimt gibi isteriz, aklın yolu bir. Müthiş potansiyelli futbolcular var. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki ben o denilen oyuncuyu bulurum ama onunla Türkiye konuşmaya başladığımız zaman menajerler Türkiye'deki ortamı bildiğinden o paralara oyuncuları alamıyorsun. Maalesef Türkiye'nin bir pazarı var. Diyelim adamı ikna ettin anlaştın geliyor 2-3 ay sona diyor ki 'ben bu adamdan iyi oynuyorum onun aldığına bak' diyor. 18 kulüp bir araya gelir, skala belirler, prensip anlaşması yapılır ancak maaşlar böyle düşer. Bunu da yakın zamanda yapmak çok zor. Bunu Türkiye'de yakın zamanda yapmak çok zor ama kurtuluş bu.“
